
Hatırlar mısınız bilmem; çocukken siz istediğinizde yapılmayan, ancak misafir geldiğinde beklentinizin üzerinde envai çeşit hazırlanmış yemeğin, normalde ‘kirlettiğiniz’ gerekçesiyle girmenizin yasaklandığı kilitli misafir odasında o güne özel tabaklarla afiyetle yendiğini…
Unuttuysanız hiç üzülmeyin Nato 2026 Ankara Zirvesi hizmetinizde…
Ankara geçtiğimiz son iki günde başkent olmayı geçici süreliğine bırakarak NATO Zirvesi için tasarlanmış devasa bir misafir odasına dönüşmeye karar verdi. Kapılar bir kez daha kendi vatandaşının yüzüne çarpılarak kilitlendi, tozlar halı altına süpürüldü ve vitrinler parlatıldı.
Peki, bu sözde özel gün ‘şerefine’ sistemin hafızasına neler kazındı dersiniz?
Bir kere ilk iş olarak; üzerine konuşunca vatan haini ilan edildiğimiz, Ankara BŞB Başkanı’nın verdiği resmi rakama göre 750 milyon dolarımızın (bizim vergiler bunlar algılayamayana not olarak yazalım) heba edildiği, yüzyılın felaketlerinden biri olan Ankapark, kontrplaklarla kapatıldı. Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron sırf sabah koşusuna çıkacak diye güzergahı üzerindeki tüm yollar yeniden kısa bir süre içinde düzenlendi (demek ki istenilince yapılıyor) yıllardır çalışmayan yürüyen merdivenler yürütüldü, fıskiyelere can verildi, rögar kapakları Japonya teknolojisiyle göz doldurdu. Fakir mahalleler, estetik zevkler ve gerçekliğin ifşasından duyulan korku ile bilboardların ardına gizlendi. Bitti mi sandınız, asla… Kuğulu göl temizlendi, yetmedi kuğular beyazlatıldı! Nedense her fırsatta özgürlük diye haykıran NATO çekim yasağı olan kanallar hakkında da tek kelime etmedi! Üstelik bu muhteşem kurgu amacına ulaştı. Onca konu varken ABD Başkanı Trump, yollarımızı övdü! Ne mutlu bize!
NATO’nun son dönemdeki ‘savunma harcamalarını GSYH’nin %2’sinden %5’ine çıkarma tartışması zirvenin en can alıcı noktasıydı. Bir yanda barış rozetleri ile göğüslerini gere gere gezen NATO’nun karanlık yüzünü saklama ihtiyacı duymadan masaya koyduğu sözde ana gündem maddesi diğer yanda saklanarak yok olduğu varsayılan canım ülkemin hali…
Her daim barışın dilini konuşan sözde diplomatlar, savaşa hazırlığın faturasını yine biz geride kalanlara kesiyor…
Zirveler, toplantılar, davetler bitiyor, misafirler gidiyor da; bizlere etiketin kalkan ucunun ardında gözüken gerçeklik kalıyor! Ankara ve daha nice güzel şehrim bir sonraki vitrin operasyonuna kadar gri gerçekliğine dönüyor…Bir perde daha kapandı; dekorların arasından, kimsenin raporlamaya dahi tenezzül etmediği o hayattan saygılar, sevgiler…

YORUMLAR