
Analiz yazısı ağırdır; her yiğidin harcı değildir okumak. Hadi onca karmaşanın içinden sıyrılıp okudunuz diyelim; anlamsal süzgeçten geçirmek, o acı gerçeği hazmetmek herkesin kârı değil. Rakamların, grafiklerin ve gerçeklerin konfor bozduğu bu düzende, okunma oranlarımın düşmesini göze alarak, ülke siyasetinin ve çürüyen vicdanların üzerine gitmeye devam edeceğim. Çünkü bu ülkede özümüzden kopmadığımız, utançtan başımızı öne eğmediğimiz tek bir günümüzün kalmadığını gayet iyi biliyorum.
Milliyetçilik dediğiniz kavram; eline üç beş bayrak alıp miting meydanlarında koşturmak, gösteri bittikten sonra o bayrakları yere atıp üstüne basıp geçmek değildir! Vaatlerle halkı kandırıp kendi çıkarına yol almak değildir! ‘Ben ne yapabilirim ki?’ deyip kuytularda saklanmak, korkaklıkla ya başıma bir şey gelirse diye susmak hiç değildir!
Daha dün bu vatan uğruna gövdesini siper eden; bedeninden ve zihninden onarılamayacak parçalar kaybeden, canından çok sevdiği silah arkadaşını toprağın altına emanet bırakan şerefli gaziler, Güvenpark’ta haklarını aramak istediklerinde şafak baskınıyla yaka paça alandan atılıyor, polisin sert müdahalesi ile karşılaşıyorlar. Kimseye zararı olmayan haklı eylemlerine devam edebilmek adına değiştirdikleri alanda da farklı bir durum yaşanmıyor. Yine orantısız müdahale, yine şiddet… Protezleri çöplere atılıyor, sokak ortasında fenalaşıp bayılanlar, kendinden geçenler oluyor. Bayrak mitinglerinde en önde kahraman ilan edilenler hakkını ararken bu ülkenin asfaltında sürükleniyor! Fakat biliniz ki; onlar yılmıyor, atılan tekmelerin altındaki onur, sizin o konforlu koltuklarınızdakinden çok daha ağır basıyor.
İşin acı kısmı nedir biliyor musunuz? O gazilere müdahale edenler; yarın aynı cephede, aynı kurşuna hedef olma ihtimalini taşıyan, bu devlet için şehitlik ya da gazilik ünvanının eşiğinde yaşayan, aynı statüdeki askerler, polisler… Ve yine en az bu gerçeklik kadar acıdır ki; sözde düzenin, sözde yöneticileri tarafından aldıkları emirler dolayısıyla içten içe kan ağlayan gözyaşlarını gizlemeye çalışan aynı gençler…
Uzun lafın kısası, bu ülkede vatan sevgisi koltuklarından kalkmaya korkanların ezberlettiği hamaset cümlelerinde değil, gazilerin düştüğü asfaltta, müdahale eden polislerin döktüğü gizli gözyaşındadır. Bayrak uğruna canını ortaya koyan, ihtiyaç duyduğunda devlet babasından hakkını isteyen ancak karşılığında saygısızca parklarda sürüklenenler ülkenin gerçek sahipleridir. Tarih bu utancı yazmaya devam edecek. Vicdan elbet bir gün mutlaka o konforlu koltukları al aşağı edecektir.
Yazar | Stratejist | Analist
Şeyma MUSLU

Gün geçmesin ki ülkemde her gün biraz daha yalnızlaşmayalım. Oy uğruna, koltuk sevdasına bütün kutsalların yerle bir edilmesi utanç kaynağıdır. Devran döndüğünde helalleşme olmayacak. Kaleminize sağlık.