Siyasette bazen öyle hatalar yapılır ki üzerinden yıllar geçse de unutulmaz. Bana göre son dönemde CHP çatısı altında yaşanan süreç de siyasi tarihimize aynen böyle talihsiz bir ders olarak geçti.
Çünkü ortada öyle sıradan bir yapı yoktu. 100 yıllık koca bir çınar, Cumhuriyet’imizin kurucu iradesi vardı.
Peki sonra ne oldu?
Çıktılar, “Değişim yapıyoruz” dediler. “Kemal Kılıçdaroğlu gitsin” dediler. Kurultaylar toplandı, yeni yönetimler geldi, kamuoyuna ve umut arayan insanlara büyük vaatler dağıtıldı. Ama bugün başımızı kaldırıp baktığımızda geriye ne kaldığını dürüstçe sormak zorundayız: Gerçekten ne değişti?
Değerli okurlar, bugün bu ülkede insanımızın geleceğini, gençlerimizin işsizliğini, emeklimizin pazardaki yarım poşetini ya da asgari ücretlinin ay sonunu getiremeyişini konuşmamız gerekirken… Biz günlerdir CHP’nin kendi içinde bitmek bilmeyen kavgalarını, koltuk çekişmelerini ve en acısı da kurumsal imajının nasıl zedelendiğini konuşuyoruz.
Açın bugün interneti, arama motoruna “CHP” yazın. Karşımıza çıkan şey maalesef vizyon ya da proje olmuyor. Belediyelerdeki skandallar, ilçe başkanlarının rüşvet veya örgüt kurma iddialarıyla tutuklanması, yolsuzluk haberleri gündemi kaplıyor. Parti ismi bu iddialarla o kadar yıpratıldı ki, o kurumsal kimlik gözlerimizin önünde eridi.
İşte tam bu krizin ortasında, kurultay davaları ve mahkemenin hukuki süreçleri neticesinde “butlan” denilen, yani hukuken geçersiz sayılan veya kamuoyunda “kayyum” diye adlandırılan bir tablo doğdu. Ve eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden denklemin merkezine geldi. Kılıçdaroğlu’nun bu tablo karşısında ortaya koyduğu ilk proje ve yeni sloganı ise çok netti: “ARINMA.”
Partinin üzerine yapışan bu şaibelerden, kirli ilişkilerden temizlenmesi adına yapılan bu “Arınma” çağrısı, aslında içerideki yozlaşmanın ne kadar derinleştiğini gösteren acı bir mirror oldu.
Madem Davanız Vardı, Neden Mücadele Etmediniz?
Şimdi burada her vicdanlı insanın kendine sorması gereken ilk soru şudur:
Madem bu kadar büyük bir davanız vardı, neden sonuna kadar o çatının altında kalıp mücadele etmediniz?
Neden Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı masaya bir kez daha oturmadınız? Neden eski yöneticilerle, partinin emektarlarıyla konuşup ortak bir yol aramadınız? Neden çıkıp da yüreklice “Bu parti hepimizin!” diyemediniz?
100 yıllık bir parti ilk fırtınada kaderine bırakılır mı? Bana göre bırakılmaz. İnsan yıllarca aynı yolda yürüdüğü insanlarla oturur, tartışır, gerekirse sabaha kadar ortak bir çözüm arar. Fakat benim gördüğüm şey; partiyi içeriden temizlemek yerine çok kısa sürede gidip yeni bir partinin tabelasını asmak oldu.
Sıfır Kilometre Partiler ve 113 Milyonluk Bilmece
İşte meselenin en alengirli, kamuoyunun gözünden kaçırılmaya çalışılan kısmı tam olarak burada başlıyor.
Şimdi insanlar daha ne olduğunu idrak edemedi ama bence işin aslı ortaya çıkacak kim gerçekten siyasi bir muhalefet kim halkı düşünüyor kim kendini düşünüyor ve chp nin bütçesini kullanamayacak olanlar yeni sıfır kilometre 113 milyon gerisini siz düşünün.
Tablonun gerçek yüzü budur…
100 yıllık partinin Hazine yardımını, kurumsal bütçesini ve imkanlarını artık elinde tutamayacağını anlayanlar, jet hızıyla gidip “sıfır kilometre” yeni bir partiye sığındılar. Üstelik kamuoyuna açıklanan resmi rakamlara göre, bu yeni partinin ilk 24 saatinde 31 bin 934 kişi toplam 113 milyon 841 bin 910 lira bağış yaptı.
Birileri bunu büyük bir siyasi başarı ambalajıyla sunmaya çalışabilir. Ben ise olaya çok daha yalın ve gerçekçi bir gözle bakıyorum.
Bu ülkede vatandaşımız pazardan eli boş dönüyorsa, asgari ücretli yarınını göremiyorsa, halk ağır bir ekonomik yükün altında eziliyorsa… CHP bütçesinden mahrum kalanların bir günde 113 milyon lirayı bulan bu devasa kaynağı nasıl topladığı büyük bir soru işaretidir. Bu durum halkın sırtına binen yeni bir yüktür. Keşke o devasa kaynak, keşke o emek, keşke gösterilen o mücadele; 100 yıllık bir çınarı kirden arındırıp yeniden ayağa kaldırmak için harcansaydı.
Fikir, Hakaretle Değil Fikirle Çürütülür
Bu yazıyı yazmama vesile olan konulardan biri de Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Mustafa Onur Bozkurter’in açıklamaları oldu. Gazeteci Özkan Dikmen’in bu konudaki yazısını okudum, gerçekten çok yerinde bir tespitti.
Çünkü Onur Başkan çıktı ve hiç dolandırmadan, düşüncesini saklamadan konuştu. Kendi ifadesiyle dedi ki:
“Rüşveti verirken bana mı sordunuz? Neden kayyum atanmış? Neden Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olmuş?”
Ben o konuşmayı dinledim. Sonra günlerce yapılan yorumları da takip ettim. Hakaret eden çok oldu, karalamaya çalışan çok oldu. Ama kimse çıkıp da “Başkan, söylediğin doğru değil, işin gerçeği şudur…” diyerek kamuoyunu ikna edecek net bir cevap veremedi.
Benim dikkat çekmek istediğim nokta tam da burasıdır: Siyasette fikir, ancak fikirle çürütülür. Bağırmak, hakaret etmek, insanları hedef göstermek bir cevap değildir; aksine acziyettir.
Diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu… Yıllarca eleştirildi, başarısız dendi, kenara itildi. O da sessizce kenara çekildi. Belki de partisine daha fazla zarar vermemek içindi bu sessizlik. Fakat sonrasında yaşanan tartışmalar, mahkeme süreçleri ve kamuoyuna yansıyan ağır iddialar, CHP’nin adını hiç istemeyeceği başlıklarla yan yana getirdi.
Son Söz: Sandık Her Şeyi Not Eder
İşte ben buna bumerang etkisi diyorum. Bir dönem başkasına attığınız taş, döndü dolaştı gelip sizi vurdu. Sonra da çözüm olarak gidip yeni parti kurdunuz. Ben buna katılmıyorum. Kolay olan bütçe kesilince yeni tabela asmaktır. Zor olan ise 100 yıllık bir çınarı kirden, şaibeden arındırıp yeniden ayağa kaldırmaktır.
Bugün geriye dönüp baktığımda kazanan tek bir siyasi aktör göremiyorum. Kaybeden sadece CHP de değil; kaybeden yine bu ülkenin insanı, yani hepimiziz. Çünkü siyasetçiler koltuk ve bütçe kavgası ettiğinde, faturayı her zaman vatandaş öder.
Ve son olarak şunu vurgulamak istiyorum…
Koltuklar gelir geçer. Genel başkanlar değişir. Partiler bölünür, yenileri kurulur.
Ama millet hiçbir şeyi unutmaz.
Ve günü geldiğinde; kimin gerçekten dava ve halk için, kimin ise koltuk, bütçe ve kendi ikbali için mücadele ettiğini sandıkta mutlaka gösterir.
Araştırmacı Gazeteci Erdinç Yıldız
Trakya Haber Ajansı

YORUMLAR