Salona adım attığı an yükselen marşlar, ellerde dalgalanan bayraklar, gençlerin tezahüratları ve arkadaki dev pankartta yazan tek bir cümle: “Hoş Geldin LİDER…”
Geçtiğimiz günlerde CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın düzenlediği üye katılım programında çekilen o sahneleri izlerken insan sormadan edemiyor: Masada yazılan senaryolar ile salondaki ve sokaktaki gerçeklik ne kadar uyuşuyor?
Son dönemde CHP kulislerinde estirilen havalara, Özgür Özel ve yeni yönetim cephesinden pompalanan “sahaya inemez”, “halkın karşısına çıkamaz” söylemlerine bakıyorum da… Gerçekten sokağı, partinin öz tabanını ve bu milletin vicdanını ne kadar az tanıdıklarını bir kez daha anlıyorum. “Kimse desteklemiyor” denilen Kemal Kılıçdaroğlu, girdiği her salonda işte böyle bir coşkuyla, adımlayacağı her sokakta ise kelimenin tam anlamıyla bir sevgi seliyle karşılaşıyor.
Evet, Kılıçdaroğlu belki bugün sokakta veya salonlarda rahatça yürüyemiyor; adımları ağırlaşıyor. Ama birilerinin iddia ettiği gibi utançtan ya da çekincesinden değil; elini sıkmak isteyen gençlerden, sarılmak isteyen partililerden, “Hakkını helal et Sayın Genel Başkanım” diyen teyzelerin gözyaşından yürüyecek yol bulamadığı için!
Kemal Kılıçdaroğlu, Kurultay gecesinden bu yana yapılan tüm haksız eleştirilere, partisinin yıpranmaması adına derin bir sessizlikle yanıt verdi. Bu sessizlik bir kabulleniş ya da geri çekilme değildi; bir devlet adamının, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel mirasına duyduğu saygının tezahürüydü. Polemiklerle gündeme gelmeyi reddetti, kavganın değil, birleştiriciliğin simgesi olmaya devam etti.
Bu millet ve bu partinin vefalı tabanı ahde vefayı unutmaz. Yıllarca bu partiyi derleyip toplayan, hak, hukuk, adalet diyerek yollara düşen, bu ülkeye nezaketli siyasetin nasıl yapılacağını öğreten bir lidere gösterilen bu bağrına basma hali, en çok da masa başında kehanette bulunanları şaşırtmış olmalı.
Siyaset sadece sandık sonuçlarından veya dönemsel koltuk değişimlerinden ibaret değildir. Asıl siyaset, görevi bıraktıktan sonra bile o salonları hıncahınç doldurtabilmek, sokaklarda alnı açık, başı dik ve arkasında dev bir sevgi ordusuyla yürüyebilmektir.
Kemal Kılıçdaroğlu tam da CHP’ye yakışan bir duruş sergiledi, sergilemeye de devam ediyor. Gürültünün ve bağrışmanın kazandığı sanılan bir dönemde, onun bu asil duruşu sokağın ve partilinin vicdanında çoktan yerini buldu. O salonlardaki coşku ve yürüyüşlerdeki kalabalık bir veda değil; yılların emeğine, dürüstlüğüne ve nezaketine duyulan derin bir saygı duruşudur.
Araştırmacı Gazeteci Erdinç Yıldız

YORUMLAR