
İşçinin İşçiye Zulmü
Evet, başlığı yanlış okumadınız. Hepimiz sistemin ya da patronun çalışana uyguladığı o klasik, çıplak zulmü yakından tanıyoruz; buna karşı geliştirilen tepkiler bile artık sistemin rutini haline gelmiş, basitleşmiş durumda.
Kendimize dahi yalan söylediğimiz bu mekanikleşmiş çağda birlikte yükselme kavramının yok edildiği, yükselmenin yalnızca karşımızdakinin düşüşüyle mümkün olacağına inandırıldığımız sözde düzenin gönüllü gardiyanlarıyız hepimiz.
İnancın, her dönemde olduğu gibi algı yönetimiyle, çarkların bekasına göre dizayn edildiği otorite; omuz omuza ekmek kavgası verdiğimiz meslektaşımızı, mevcut hiyerarşiden hiçbir beklentimiz olmadan aşağılayarak, yok sayarak, küçük görerek saf dışı bırakmaya çalıştığımız açlık oyunlarını zevkle izler. Çünkü bilir ki; yok etme mekanizması işlevsiz kalırsa, sistemin kör edici döngüsü kırılır ve ortada sistem diye bir gerçeklik kalmaz.
Sistemin yatay hiyerarşisi, literatürde ‘Turnuva Teorisi’. (Tournament Theory) olarak tanımlanan o rasyonel manipülasyon ile işler. Otorite, bireylere dikey bir baskı uygulamak yerine; birbirlerini denetledikleri ‘Yatay Gözetim’ (Lateral Surveillance) düzeneğine hapseder. Bu düzenekte, meslektaşını rakip olarak kodlayan özne, kendi alanını korumak adına ‘Yengeç Zihniyeti’ ( Crab Mentality) ile hareket ederek diğerlerini aşağı çeker. Bu bireyin kendi rızasıyla sisteme sunduğu ‘iç denetim’ (self – policing) hizmetidir. Çark bu sayede hiyerarşiyi korumak için tek bir dişlisini bile kımıldatmak zorunda kalmaz. Bizim bu ‘gönüllü gardiyanlık’ dediğimiz süreç, aslında sistemin entropik maliyetini düşüren ve çalışan enerjisini birbirini yok etmeye harcatan o kusursuz yamyamlık algoritmasından başka bir şey değildir.
Özetle; sistem ‘daha iyi yaşam’ vaadiyle inşa ettiğimiz, ancak kısa sürede mimarlarını kendine köle kılan mekanik bir yanılgıdır. Başlangıçta bir araç olan yapı, zamanla kendi beka sorununu çözmek adına kurucularını birer kaynak olarak kodlar. Bu durum, aslında sistemin hiyerarşik entropisidir. Sistem büyüdükçe öznenin iradesi küçülür; ta ki özne kendi kurduğu barajın altında kalana dek. Döngüden çıkışın yolu sistemi tamir etmek değil; sahte rıza mekanizmasını deşifre etmektir. Bilinç; sistemin içinde nasıl daha iyi köle olunacağını öğrenmek yerine, köleliğin inşasındaki o kurucu hatayı fark edip oyunun dışına adım atmaktır.
Meraklısına not;
Kaynakça
● Foucault, M.(1975). Discipline and Punish: The Birth of the Prison. Vintage Books
● Jones, D. (2007). Crab Mentality and its Implications for Group Performance
● Lazear, E. P. & Rosen, S. (1981). Rank – Order Tournaments as Optimum Labor Contracts. Journal of Political Economy, 89 (5)
Şeyma MUSLU
Stratejist | Analist | Yazar

YORUMLAR