Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Şeyma Muslu
Şeyma Muslu

YOLUN SONU: ŞAH MAT!

Saat gece yarısını geçerken, artık rutinim haline gelmiş, susmayan beynimin bir yan ürünü olan uykusuzlukla yine klavyemin başındayım.

Bazı konular için keşke haksız olsaydım diyeceğiniz anlar olur ya.. Yazının kaleme alınma hikayesi de bu olacak sanırım.

Alışkın olduğumuz gündem değişikliklerinin takibini sağlamaya çalışırken; alelacele, önemsiz bir konu gibi ortaya sürülen ‘Çerçeve Yasa’yı derinlemesine incelediğimde, kanımın donduğunu hissettim.

Sözde ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi’ kılıfıyla sunulan bu taslak, hukukun arkasından dolanmak için tasarlanmış geniş bir kumpas alanından ibarettir. Amaç gayet açıktır: Gözleri başka yöne çevirip, arka kapıdan teröristleri affedecek o sefaleti meşrulaştırmak! Asıl büyük tavizi ise süslü anlatılar ve manipülasyonlarla, kapalı kapılar ardında, milleti aptal yerine koyarak yasal çerçeveye oturtmaya çalışmakla veriyorlar. Tıpkı Sevr’de olduğu gibi! Toplumu yakından ilgilendiren, her defasında bedelini toprağın gerçek sahibi olan halkın ödediği bu denli kritik kararları alırken kime danıştınız?

Siyaset bilimi literatüründe ve kamu yönetimi teorisinde ‘Çerçeve Yasa’ kavramı, temel esasları belirlemek ve idari tasarrufa alan açmak amacıyla kullanılır; ancak mevcut taslak, normlar hiyerarşisi ve hukuki güvenlik ilkesi bağlamında bu tanımın fersah fersah uzağındadır. Yasama yetkisinin devri yasağı ile suç ve cezaların kanuniliği ilkeleri askıya alınarak hazırlanan bu metin, toplumsal mutabakatı esas alan demokratik bir uzlaşı ürünü değil, şeffaflıktan tamamen yoksun bir idari tasarruftur. Tarihsel süreçte egemenlik yetkisinin halkın iradesinden koparılarak, kapalı kapılar ardında devredildiği benzer kriz dönemlerinde görüldüğü üzere, toplumsal meşruiyetten yoksun bu tür metinler; devleti ve hukuku korumak adına kurumsal yapıya aşındıran, hukuki istikrarsızlığı kalıcılaştıran yapısal birer kriz alanı olarak kayda geçmektedir.

Seçilmiş bir iktidarın dahi devletin kurucu temellerini ve toplumsal barışını doğrudan ilgilendiren bu çapta bir kararı, toplumsal mutabakatı ve şeffaflığı dışlayarak alma yetkisi siyaset bilimi teorisinde kabul göremez. Yıllardır her haklı eleştiride halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiğimizi dile getirenler ya da terörist yaftası vuranların bu denli hayati bir konu üzerinde tek başına söz hakkı sahibiymiş gibi davranarak, gencecik kardeşlerimin toprak altına girmesine sebep olan, bebek katili hainlerin tarafını tutarcasına kanun teklifi hazırlaması kabul edilemez.

Bu itibarla, toplumsal vicdanı derinden sarsacak ve devletin temel dengelerini değiştirecek bir düzenlemenin, kapalı kapılar ardında değil, doğrudan halk iradesine sunulması kaçınılmaz bir zorunluluktur. İktidarın ve taslağı kabul eden muhalif kesimin bu taslağa olan inancı ve meşruiyet iddia ettiği güvencesi tamsa, atılması gereken yegâne adım konuyu referanduma taşımaktır. Tarih ve millet, bu mutabakatsızlığın hesabını sormak için o sandığın kurulmasını beklemektedir.

Şaha kalktığını düşünenlerin elbet mat edildiği zamanlar gelecektir!

Yazar | Stratejist | Analist

Şeyma MUSLU

YORUMLAR

2 adet yorum var

  1. Ülkenin karanlığı gün geçtikçe artıyor ama biz asil Türk gençleri karanlıktan korkmuyoruz! Kaleminize sağlık.

    1. Karanlığı dağıtacak olan, tam da bu ortak bilinç ve cesaret. Var olun, birlikte daha çok yazacağız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER