Bir süredir vicdanlar suskun, hayat sessiz bir isyanda.
Tazecik bir nefes, henüz yeni tomurcuk vermiş bir başka çiçeğe kıyar olmuş. Çocuklar, çocukları öldürür hale gelmiş.
Biz hayatı güzelleştirmek, geleceğe ışık tutmak için çabalarken; bugün karşı karşıya kaldığımız en ağır tablo, gözlerimizin önünde kararan hayatlar oluyor. Bu tablonun arkasında derin bir ihmal var hepimiz biliyoruz; kimsesiz bırakılmış okul koridorları, denetimsiz alanlar, başıboş sözde yetkililer, üç maymunu oynayan bizler…
Sandığınızın aksine sadece tetiği çeken sahipsiz parmak değil, bir çocuğun o silaha bu kadar kolay erişebilmesi asıl konuşulması gereken konudur. Ya da bu çocuklar bu raddeye nasıl geliyor, bu şiddet sarmalı nasıl besleniyor; asıl bunları masaya yatırmak zorundayız.
Eğitim anlayışımız; çocuğu kendi haline bırakıp gerçek anlamda bir birey olmasına alan tanımazken, ona okusa dahi bir gelecek vaad edemezken, gereksiz ve ağır müfredatları ezberletmekten ibaret ise yetişkinler olarak bu sınavdan çoktan sınıfta kaldık demektir.
Ah, kendi canına doğrudan zarar gelmediği sürece bu karanlık tablonun seyircisi kalmaya devam edenler… Kendinizi bu şiddetin dışarısında tuttuğunuzu sanmanız, trajikomiktan öte, büyük bir yanılgıdır.
Sözde kutsallık atfettiği her alanı birer ihmal yuvasına dönüştüren, sorumluluk almaktan kaçmak için asıl meseleler yerine üzerine vazife olmayan konularla uğraşmayı görev edinen bu topluluk, ne zaman kendine acımayı bırakıp gerçek anlamda aksiyon alacak?
Sesimizi yükseltmediğimiz her gün, geleceğimiz biraz daha kararıyor. Bu düzeni kökünden değiştirmek zorunda olduğumuzun en az benim kadar farkındasınız!.
Biz yandık gelecek yanmasın!
YAZAR |STRATEJİST | ANALİST
Şeyma MUSLU

YORUMLAR