Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kadastro Değişti, Kayıtlar Karıştı

Gelibolu’da kadastro güncellemesi sonrasında gündeme gelen eski ve yeni pafta,

Gelibolu’da kadastro güncellemesi sonrasında gündeme gelen eski ve yeni pafta, ada ve parsel tartışması, kamu kurumlarının dijital kayıtlarının uyumunu yeniden gündeme taşıdı.

Gelibolu’da kadastro yenilemesi sonrasında vatandaşların farklı pafta, ada ve parsel bilgileriyle karşılaşabildiği yönündeki iddialar, yalnızca yerel bir kayıt sorunu olarak görülmemeli.

Ortaya çıkan tablo, daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor:

Kamu kurumlarının dijital sistemleri aynı vatandaş ve aynı taşınmaz hakkında farklı bilgiler içerdiğinde, bu uyumu kim sağlayacak?

Bazen Büyük Bir Sistem Sorunu Küçük Bir Rakamla Başlar

Bazen devletin nasıl çalıştığını anlamak için büyük krizlere bakmaya gerek yoktur.

Bazen bir tapunun üzerindeki birkaç rakam yeterlidir.

Gelibolu’da bugün tartışılan mesele de tam olarak böyle bir noktaya işaret ediyor.

Saadet Partisi Gelibolu İlçe Başkanı Muhammed Erer, sosyal medya paylaşımında kadastro yenilemesi sonrasında vatandaşların farklı pafta ve parsel bilgileriyle karşılaşabildiğini belirterek şu soruyu gündeme taşıdı:

“Bu sorunu kim çözecek? Hangi kurum?”

Bu sorunun kimin tarafından sorulduğundan bağımsız olarak önemli olduğu değerlendiriliyor.

Çünkü tapunun partisi olmaz.

Parselin ideolojisi olmaz.

Vatandaşın mülkiyet hakkı ise siyasi rekabet konusu olmamalıdır.

Bu nedenle asıl mesele, konuyu ilk kimin gündeme getirdiği değil.

Asıl soru şudur:

Vatandaş gerçekten farklı kamu kayıtlarıyla karşılaşıyorsa bunun nedeni nedir ve bu sorunu hangi kurum çözecektir?

Önce İddiayı Gerçekten Ayıralım

Burada önemli bir çizginin korunması gerekiyor.

Bugün elde bulunan bilgiler, Gelibolu Belediyesi kayıtlarının tamamının yanlış olduğunu veya bütün vatandaşların aynı problemi yaşadığını gösteren yayımlanmış resmî bir veri ortaya koymuyor.

Bu nedenle belediyeyi, Tapu Müdürlüğünü veya Kadastro Müdürlüğünü peşinen suçlamak doğru olmaz.

Bununla birlikte kadastro bilgilerinin güncellenmesi mevzuatımızın yabancı olduğu bir işlem değil.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a düzenlemesi, teknik açıdan yetersiz kalan veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği belirlenen kadastro haritalarının güncellenmesine ilişkin hukuki araçlardan biri olarak uygulanıyor.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü de 22/a kapsamında geniş ölçekli kadastro güncelleme çalışmalarının yürütüldüğünü açıklıyor.

Kadastro Güncelleme Çalışmaları Uygulama Genelgesi kapsamında çalışma alanının ilan edilmesi, ilgili kamu kurumlarına bildirim yapılması ve güncellemeye tabi taşınmazların tapu kayıtlarıyla pafta ve fen klasörlerinin karşılaştırılması öngörülüyor.

Ancak önemli bir nokta var:

Gelibolu’da bugün tartışılan bütün parsel değişikliklerinin 22/a kapsamında gerçekleştirildiğini mevcut bilgilerle söylemek mümkün değil.

Bunun hangi hukuki ve teknik işlemler kapsamında gerçekleştiğinin ilgili kurumlar tarafından açıklanması gerekiyor.

Çünkü sorun yalnızca bir numaranın değişmesi değil.

Asıl mesele, değişiklik kesinleştikten sonra devletin ilgili sistemlerinin aynı gerçeği gösterip göstermediğidir.

Bir Tapu Sadece Bir Numara Değildir

Şimdi kendinizi vatandaşın yerine koyun.

Elinizde yıllardır sakladığınız tapunuz var.

Evinizi satacaksınız.

Miras işlemi yapacaksınız.

Rayiç bedel alacaksınız.

Notere gideceksiniz.

Ancak karşınıza alışık olduğunuzdan farklı bir parsel bilgisi çıkıyor.

O anda mesele teknik olmaktan çıkar.

Çünkü o ev belki otuz yıllık emeğinizdir.

O tarla babanızdan kalmıştır.

O arsa çocuğunuza bırakmayı düşündüğünüz gelecektir.

Sonra süreç başlar:

Kadastroya sor.

Tapuya git.

Belediyeden belge al.

Eski parseli göster.

Yeni parseli bul.

Bir kurumdan aldığın belgeyi diğer kamu kurumuna götür.

İşte tam burada çok temel bir soru ortaya çıkıyor:

Devletin Bildiği Bir Bilgiyi Vatandaş Neden Devlete Yeniden Anlatmak Zorunda?

Dijital devlet yalnızca dilekçeyi ekrana taşımak değildir.

Randevuyu internetten vermek de tek başına dijital dönüşüm anlamına gelmez.

Kâğıt bürokrasisini elektronik bürokrasiye dönüştürmek, bürokrasiyi tamamen ortadan kaldırmak değildir.

Asıl mesele, kamu kurumlarının sahip olduğu doğrulanmış verilerin güvenli ve yetkili biçimde birbirleriyle çalışabilmesidir.

Bugün Bu Sorunu Yaşayan Vatandaş Ne Yapabilir?

Sistem tartışmasını yaparken bugün sorun yaşayan vatandaşın da yalnız bırakılmaması gerekiyor.

Vatandaş, güncel taşınmaz bilgilerini Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Parsel Sorgu hizmetinden kontrol edebilir.

Kendi taşınmazlarına ilişkin tapu bilgileri ve işlemler için e-Devlet ve Web Tapu hizmetlerinden yararlanabilir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor:

Güncel parseli ekranda görmek ile eski parselin hangi yeni parsele dönüştüğünü hukuken doğrulamak aynı şey değildir.

Açıklanamayan bir farklılık bulunuyorsa ilgili Tapu veya Kadastro biriminden doğrulama istenmesi gerekir.

Devam eden kadastro güncellemelerinde süreler de önem taşıyor. TKGM, ilgililerin ilan ve bilgilendirme süreçleriyle haberdar edildiğini, belirli aşamalarda Kadastro Müdürlüğüne, sonraki aşamalarda ise yargı yoluyla itiraz imkânlarının bulunduğunu açıklıyor.

Vatandaşa yalnızca:

“Git, sen çöz.”

dememeliyiz.

En azından:

“Hakkını kaybetmemek için buradan başla.”

diyebilmeliyiz.

Gelibolu Halkının Önünde Soruyorum

Bu nedenle Gelibolu Kadastro Müdürlüğüne, Gelibolu Tapu Müdürlüğüne ve Gelibolu Belediye Başkanlığına şu sorular yöneltiliyor:

  • Gelibolu’daki kadastro güncelleme çalışmaları sonucunda kaç taşınmazın pafta, ada veya parsel bilgisi değişmiştir?
  • Bu değişiklikler hangi hukuki ve teknik işlemler kapsamında gerçekleştirilmiştir?
  • Eski ve yeni ada-parsel bilgilerini ilişkilendiren kayıtlar oluşturulmuş mudur?
  • Bu bilgiler ilgili belediye sistemlerine aktarılmış ve imar ile emlak kayıtlarıyla gerekli eşleştirmeler tamamlanmış mıdır?
  • Tapu ve Kadastro verileriyle belediye kayıtları arasında eski-yeni parsel bilgilerinden kaynaklanan bir uyuşmazlık var mıdır?
  • Varsa kaç taşınmaz bu durumdan etkilenmektedir?
  • Vatandaşların Web Tapu veya randevu konusunda yaşadığını belirttiği problemlerin bu değişikliklerle doğrudan bağlantısı bulunmakta mıdır?
  • Vatandaş eski parselinin hangi yeni ada ve parsel numarasına dönüştüğünü tek bir resmî dijital hizmet üzerinden görebilmekte midir?
  • Vatandaş kurum kurum dolaşmadan bu kayıtların kamu kurumları arasında topluca eşleştirilmesi mümkün müdür?

Eğer ortada bir yanlış anlaşılma varsa açıklanmalı.

Kayıtlar uyumluysa kamuoyu bunu öğrenmeli.

Gerçekten sistemsel bir problem varsa o da açıkça konuşulmalı.

Çünkü amaç kurumları suçlamak değil.

Amaç vatandaşın kurumların arasında kalmasını engellemek.

Bu sorular bir suçlama değil, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması amacıyla yöneltilen sorulardır.

İlgili kurumların vereceği açıklama ve teknik verilerin de aynı açıklıkla kamuoyuyla paylaşılması gerekir.

Çünkü mesele bir kurumu haklı ya da haksız çıkarmak değil;

gerçeğin ne olduğunu ortaya koymaktır.

Türkiye Aslında Sıfırdan Başlamıyor

İşin dikkat çekici taraflarından biri de Türkiye’nin bu konuda tamamen sıfırdan başlamıyor olması.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Mekânsal Gayrimenkul Sistemi, yani MEGSİS, kadastro verilerinin güncel tutulmasını ve bu verilerin belirli standartlar ve protokoller kapsamında kamu kurumları, kuruluşlar ve belediyelerle paylaşılmasını sağlayan bir altyapı sunuyor.

O halde artık yalnızca:

“Teknoloji var mı?”

diye sormak yeterli değil.

Daha önemli soru şu:

Mevcut teknoloji vatandaşın yaşadığı somut problemi neden kendi içinde çözemiyor?

İşte yerel bir Gelibolu meselesini Türkiye açısından önemli hale getiren soru da burada ortaya çıkıyor.

Bu Soru Beni TUDES’in Temel Meselesine Getiriyor

Uzun süredir üzerinde çalıştığım Türkiye Ulusal Dijital Ekonomi Sistemi — TUDES, bugün devlet tarafından uygulanmakta olan bir sistem değildir.

TUDES, bir bütünleşik dijital devlet mimarisi önerisidir.

Gelibolu’daki bu örnek ise TUDES’in cevap aradığı temel sorulardan birini görünür hale getiriyor:

Doğrulanmış bir kamu verisi, vatandaşa tekrar taşıtılmadan ilgili kurumlar arasında güvenli, yetkilendirilmiş ve denetlenebilir biçimde nasıl çalıştırılabilir?

Basit bir örnek verelim.

Bir taşınmazın eski parsel numarası 125 olsun.

Kadastro işlemi sonucunda yeni kayıt 871 ada / 8 parsel olmuş olsun.

Devletin dijital hafızası şu ilişkiyi kaybetmemelidir:

125 → 871/8

Ardından gerekli bilgi, yetkilendirme kuralları içerisinde ilgili sistemlere ulaşabilmelidir:

Kadastro → Tapu → Belediye İmar → Belediye Emlak → Diğer yetkili kamu sistemleri

Vatandaş bunun taşıyıcısı olmamalıdır.

Bütünleşme, Herkesin Her Şeyi Görmesi Demek Değildir

Burada çok önemli bir güvenlik çizgisi bulunuyor.

Kurumların konuşması, bütün vatandaş verilerinin bütün kurumlara açılması anlamına gelmemelidir.

Tam tersine, her kurum yalnızca görevini yerine getirmek için gerekli veriye ve yalnızca yetkisi kadar erişebilmelidir.

Sistem ise yapılan değişikliğin izini tutmalıdır:

Kim değiştirdi?

Ne zaman değiştirdi?

Hangi yetkiyle değiştirdi?

Eski kayıt neydi?

Yeni kayıt nedir?

Hangi kurum güncellemeyi aldı?

Nerede eşleşme gerçekleşmedi?

Böylece hata meydana geldiğinde vatandaşa:

“Diğer kurumdan belge getir.”

demek yerine sistem:

“Uyuşmazlık burada.”

diyebilmelidir.

İşte dijital devlet ile bütünleşik dijital devlet arasındaki fark burada ortaya çıkıyor.

Devlet de Entegrasyonu Derinleştirmeyi Hedefliyor

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2026 yılında gündeme getirdiği e-Kadastro Projesi de bu tartışma açısından dikkat çekiyor.

Proje kapsamında veri kalitesinin artırılması, aktif ve pasif parsellerin tarihsel hiyerarşisinin oluşturulması, yapay zekâ ve OCR destekli arşiv altyapısının geliştirilmesi ve belediyelerle uçtan uca dijital entegrasyon hedefleniyor.

TKGM’nin 5 Ağustos 2026 tarihli güncellemesine göre İstanbul, Antalya ve Kayseri’de saha testleri devam ediyor. Projenin 2027 sonunda Türkiye genelinde tam kapasiteye ulaşması hedefleniyor.

Bu gelişmeler önemli.

Çünkü artık mesele yalnızca yeni bilgisayarlar, yeni yazılımlar veya yeni internet hizmetleri değil.

Kurumları dijitalleştirmek tek başına yeterli değil.

Doğrulanmış verinin kurumlar arasında güvenli biçimde çalışmasını sağlamak gerekiyor.

Gelibolu’dan Başlayan Bir Model Neden Trakya’ya Örnek Olmasın?

Şimdi yalnızca eleştirmeyelim.

Bir çözüm de önerelim.

Eğer yapılacak inceleme sonucunda Gelibolu’da eski ve yeni parsel bilgilerinden kaynaklanan gerçek bir kurumlar arası eşleşme problemi bulunduğu ortaya çıkarsa, Gelibolu Kaymakamlığı koordinasyonunda, Gelibolu Belediyesi, Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünün katılımıyla geçici bir “Taşınmaz Veri Eşleştirme Çalışma Grubu” oluşturulabilir.

Görevi basit olabilir:

Eski ve yeni parseller karşılaştırılsın.

Uyuşmayan kayıtlar belirlensin.

Problemin hangi aşamada ortaya çıktığı tespit edilsin.

Yetkili kurum gerekli düzeltmeyi yapsın.

Vatandaş üç ayrı kapıyı dolaşmadan sonucunu öğrenebilsin.

Eğer bu model Gelibolu’da sonuç verirse, benzer ihtiyaçların bulunduğu diğer ilçelerde uygulanabilirliği de değerlendirilebilir.

Yerel yönetimin ve kamu idaresinin gücü yalnızca kendi sorununu çözmesinde değil, başka kentlerin de yararlanabileceği bir çözüm modeli üretmesinde de ortaya çıkabilir.

Gelibolu bir sorunun konuşulduğu ilçe olarak kalmasın.

O soruna sistem kurarak çözüm üreten ilçe olarak Trakya’ya ve Türkiye’ye örnek olsun.

Mesele Kimin Söylediği Değil

Saadet Partisi Gelibolu İlçe Başkanı Muhammed Erer’in gündeme taşıdığı iddialar araştırılmaya değerdir.

Bir sorunu başka bir siyasi partinin temsilcisi dile getirdi diye görmezden gelmek, o sorunu yaşayan vatandaşı görmezden gelmek anlamına gelebilir.

Çünkü iyi bir sorunun siyasi rozeti olmaz.

Vatandaşın sorununun da olmamalıdır.

Bu tartışmada sorulması gereken bir sonraki soru:

“Bunu kim söyledi?”

değil.

“Bu neden oldu ve bir daha olmaması için nasıl bir sistem kurmalıyız?”

olmalıdır.

Asıl tartışmamız gereken budur.

Son Söz: Devlet Kendi Hafızasını Taşıyabilmelidir

Muhammed Erer soruyor:

“Bu sorunu kim çözecek?”

Ben de Gelibolu’dan Trakya’ya, oradan Türkiye’ye bir soru yöneltiyorum:

Devletin kurumları arasındaki uyumu neden vatandaş sağlamak zorunda?

Teknoloji var.

Veri var.

MEGSİS var.

Web Tapu var.

e-Devlet var.

Şimdi e-Kadastro geliyor.

Eksik olan daha fazla belge üretmek değildir.

Eksik olan, doğru veriyi doğru kurumla, doğru yetkiyle ve doğru zamanda buluşturan sistemin vatandaş açısından sorunsuz çalışmasıdır.

Çünkü vatandaşın elindeki tapu yalnızca üzerinde rakamların bulunduğu bir kâğıt değildir.

O ev bir insanın otuz yıllık emeği olabilir.

O tarla babasından kalan bir hatıra olabilir.

O arsa çocuğunun yarını olabilir.

Mülkiyet yalnızca bir veri satırı değildir.

Bir insanın emeğinin ve geleceğinin hukuki hafızasıdır.

Devlet kendi hafızasını vatandaşa taşıtmamalıdır.

VATANDAŞ DEVLETİN HAFIZASI OLMAMALIDIR

DEVLET KENDİ HAFIZASINI TAŞIYABİLMELİDİR

TUDES’in tartışmaya açtığı meselelerden biri tam olarak budur:

Vatandaş kurumların arasında dolaşmamalı.

Doğrulanmış veri; güvenli, yetkili ve denetlenebilir biçimde kurumların arasında dolaşmalıdır.

Çünkü gerçek dijital devlet, vatandaşa daha hızlı sıra veren devlet değildir.

Vatandaşın o sıraya neden girmek zorunda kaldığını sorgulayan ve mümkün olduğunda o sırayı ortadan kaldıran devlettir.

Levent ZEBEK
Stratejik Sistem Mimarı / Yazar

Kaynak Notu

Bu yazıda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a uygulamaları ve kadastro güncelleme çalışmaları kapsamında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün resmî açıklamaları ile Kadastro Güncelleme Çalışmaları Uygulama Genelgesi esas alınmıştır.